Uğurlu: Savunmadan çıkıp faşizmi püskürtmek gerekiyor

29.09.2020

HDP’ye yönelik baskı ve gözaltı operasyonuna karşı herkesin ses çıkarması gerektiğini dile getiren HDK Eş Sözcüsü İdil Uğurlu, “Faşizm yalnız olanı yok eder. Örgütlenmekten başka bir alternatif yok. Savunmadan çıkıp bu faşizmi püskürtmek gerekiyor” dedi. 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen Kobanê protestoları gerekçesiyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekilleri ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçiyi gözaltına almasına yönelik tepkiler sürüyor. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü İdil Uğurlu, yapılanlarla halklarından intikam alınmaya çalışıldığını söyledi. 
 
DAİŞ’E DESTEK
 
Kobanê protestolarının barışçıl ve demokratik gösteriler olduğunu ifade eden Uğurlu, bunun Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yeri olan barışçıl eylemler olduğunu hatırlattı. Protestoların başladığı süreçte dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu, İçişleri Başkanı Efkan Ala ve önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş arasında protestoların sorun olmadan yatışmasına dönük konuşmaların gerçekleştiğine dikkati çeken Uğurlu, “O dönem en yetkili ağızlardan ‘Kobanê düştü düşecek’ dendi ama Kobanê düşmedi. Kobenê’dekilerin kimlerle mücadele ettiğini biliyoruz. Rojava’da yeni bir yaşam kurmak isteyen, üçüncü bir yolun olduğunu savunan kesimlerin yaptığı bir savunma var. Ama bunu boğmak isteyen çeteleşmiş ve İslam Devleti adıyla kafa kesen, toplumlar üzerinden dehşet uyandıran DAİŞ var. Bu göz önünde alındığında Kobanê neden düşsün? Orada geri adım atılması gereken DAİŞ’tir. O zaman söylenen söz DAİŞ’e doğrudan verilen bir destektir” dedi.  
 
‘İNTİKAM ALINMAYA ÇALIŞILIYOR’
 
Kobanê’de dünyanın farklı yerlerinden gelerek mücadele eden kişilerin olduğunu hatırlatan Uğurlu, buradaki mücadelenin kadınlara, yoksullara, emekçilere ve tüm dünyaya esin kaynağı olduğunu vurguladı. Düşürülmek istenenin sadece Kobanê olmadığını sözlerine ekleyen Uğurlu, “Kobenê’nin düşmesi bir zihniyetin düşmesi demektir. Böyle bir gerçeklik var. HDP’ye yapılan bu gözaltılarla sadece HDP’den bir intikam alınmıyor. Bu tüm dünya halklarından, ezilen kesimlerden, özgürlük mücadelesi yürüten tüm kesimlerden intikam alınmaya çalışılıyor. Davutoğlu, o dönemde ‘Her şeyi sineye çektik. Pek çok şey doğru değildi ama biz sustuk. Belli bir şeyden sonra bağlarımızı kestik’ dedi. Davutoğlu çıkıp bunu açıklamalıdır. Ahmet Davutoğlu’nun, Ali Babacan’ın Efkan Ala’nın tüm Ortadoğu halklarına bir borcu vardır. O dönemde ne olduğunu çıkıp açıklamalılar” diye konuştu. 
 
YENİLMİŞLİK DUYGUSU
 
AKP-MHP bloğunun yenilmişlik duygusuyla her seferinde HDP’ye saldırdığını ifade eden Uğurlu, şöyle devam etti: “6 yıl sonra Kobanê protestolarını güncelleştirip gündeme getirmeleri doğal olarak dikkat çekiyor. Yapılan gözaltılar HDP’ye oy veren her kesime saldırıdır. Bu aynı zamanda HDP’ye oy verenleri yurttaş olmaktan çıkarmaktır. Bunca saldırı kaşsında kim olursa olsun gerçekten yok olurdu. Fakat bunca saldırıya rağmen ayağa kalkıp mücadele eden bir Kürt gerçekliği var. Bu saldırılar yeni yapılan saldırılar değil. Yıllardır yapılan saldırıdır. Şuan binlerce kişi cezaevinde. HDP’ye yönelik saldırının temelinde HDP’nin halklaşması yatıyor. Yüzyıllık devlet geleneğinde kimse halklara bir şey vermedi. Ama HDP bunun mücadelesini yürütüyor. Bunun için saldırılar, gözaltılar, tutuklamalar yapılıyor.” 
 
KİMİN AKLINA GELİR?
 
Geçen günlerde Van’da iki yurttaşın helikopterden atılmasına da değinen Uğurlu, bunun daha önce Arjantin’de yaşananların güncellenmesi olduğunu söyledi. Bunu yapanların hiç çekinmeden ve korkmadan bunu yaptıklarına belirten Uğurlu, şunları söyledi: “Vatandaşlarını kim bir helikopterden atabilir? Yapıyorlar, çünkü yapanların yargılanma korkusu yok. Yargının hukukla alakası kesilmiştir. Saraydan bir işaret veriliyor arkasından insanların evleri gece yarıları patır patır basılarak gözaltına alınıp tutuklanıyorlar. İşte Eş Sözcümüz Sedat Şenoğlu’nun tutuklanması için herhangi bir gerekçe yok. Yok dijitaller incelenecek, yok şöyle olacak, yok böyle olacak deniliyor.  Delil olmadan insanlar yıllarca cezaevinde kalıyor. Sözden korkan, sözün gücünden korkan, diyalogdan korkan, çatışmayı kendine bir yöntem olarak benimseyen, ırkçılığı, gericiliği kendisine ilke edinmiş bir iktidarla karşı karşıyayız.” 
 
‘TÜRK HALKININ ONUR SAVAŞI’
 
AKP-MHP iktidarının halkların haklarına gasp eden bir iktidar olduğunun altını çizen Uğurlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu topraklarda yaşayan herkes vergi veriyor. Ama hiçbir hakkını kullanamıyor. Örgütlenme, söz söyleme, eleştirme hakkı yok. Neredeyse seyahat etme hakkı bile elinden alınacak. Burada öncelikle Türk halkının üzerine bir sorumluluk düşüyor. Bu suça ortak olmamalı. Yani tarihi görevini yerine getirmeli ve iktidarın işlediği bu suça ses çıkarmalıdır. Çünkü bu kara leke Türk halkına yapışıp kalacak. Türkler dendiği zaman insanların kafasında ‘ırkçı, gerici, faşist, saldırgan’ bir halk olarak geliyor. Doğal olarak geliyor çünkü bunların hepsi burada yaşanıyor. Bunlara karşı ses çıkarmak gerekiyor. Bu Türk halkının onur savaşıdır. Sadece Türkler değil Türkiye’de yaşayan bütün halklara bir görev düşüyor. İktidarın politikalarından rahatsızlık duyan bütün kesimler bir araya gelip örgütlenmelidir. Çünkü faşizm yalnız olanı yok eder. Örgütlenmekten başka bir alternatif yok. Savunmadan çıkıp bu faşizmi püskürtmek gerekiyor.” 
 
‘GÜN ÖZGÜRLEŞTİME GÜNÜ’
 
Yapılan gözaltılara yönelik halktan gelen tepkilere de değinen Uğurlu, halkların da artık gerçekleri gördüğünü ifade etti. İktidarın artık kendi tabanına da söz geçiremeyecek durumda olduğunu belirten Uğurlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Yargı da elbette bunun hesabını verecek. Sonuçta Saray emir veriyor onlarda kalkıp insanları gözaltına alıyor. Toplumun tüm kesimleri bundan rahatsız. Buna artık geri adım attırmanın vakti geldi geçiyor. Bu anlamda ben toplumun tüm kesimlerine bir çağrı yapmak istiyorum. Eğer bu toplumda barış, adalet, özgürlük isteniyorsa, insanların huzur içinde evlerine gitmesi ve nefes almak isteniyorsa buna karşı koyulmalı. Çünkü Kürt nefes almadığında Türk’te alamaz. Veya bir kadın tecavüze uğramışsa aynı travmayı bir başka kadın yaşamış olur. Bu bilinçle ortak hareket etmek gerekiyor. Gün Türkiye’yi özgürleştirme ve barışı inşa etme günüdür.” 

(Ferhat Çelik-MehmetAslan/MA)