Ermeni Ve Süryani Soykırımı: Anadolu Halklarının Kapanmayan Yarasıdır!

23.04.2020

18 Nisan 1915 ve 24 Nisan 1915,  Osmanlı İttihat ve Terakki yönetimi altında gerçekleşen dönemin iki büyük trajedisinin tarihleridir: Süryani ve Ermeni soykırımları.

Bir avuç sömürücü zümrenin “beka sorunu” için “güvenlikçi politika”larla Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim halklarından Ermeniler ve Süryaniler soykırımcı bir katliama uğratıldılar.  

24 Nisan 1915’te İstanbul’da 235 Ermeni aydınının tutuklanmasıyla başlatılan soykırım sürecinde iki yıl içerisinde Osmanlı Devleti’nin egemenliği altındaki bütün topraklardan Ermeniler, Deyrü’z-Zor’a, Halep’e tehcir edilerek en vahşi yöntemlerle katledildiler.

1915 Ermeni soykırımı 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nin başındaki İttihat ve Terakki Partisi’nin sevk ve idaresinde işlenmiş olan, Ermenileri etnik kimlik ve dinsel inançlarından ötürü bir ulus olarak hedef alan, planlı ve sistematik bir insanlık suçudur. Ermeni soykırımı, Anadolu halklarının kendi kaderini tayin hakkına karşı gerçekleştirilmiş bir saldırıdır.

Ermeni Soykırımı, sadece 1,5 milyon Ermeni’nin katledilmesi değildir. Anadolu’nun asırlar boyu biriktirdiği kültürün de yok edilmesidir. Yok edilen Ermeni edebiyatı, sanatı, müziği, zanaatçılığı, Anadolu’nun bir bütün olarak yoksullaşması, yaşam pınarlarının kuruması ve isyan damarlarından birinin kesilmesine de neden olmuştur. Bu topraklarda Ermenilerin yaşadığını unutturmayı hedefleyen devlet; Ermenilere ait mezarlıkların, okulların, kiliselerin büyük bir kısmını yok etti, yok edemediğini gasp etti, yer adlarını değiştirdi. Devletin her kademesinde yapılan fişlemeler, ders kitaplarındaki hakaret ve nefret söylemleri, okulların, inanç merkezlerinin ve inanç önderlerinin üzerindeki tahakküm, tekçi ve baskıcı devlet anlayışının en açık göstergeleri olarak hayata geçirildi.

Bu suç 105 yıldır kapanmayan bir yaradır. Osmanlı – Türk egemen sınıflarının, soykırım suçunu inkâr siyaseti, ulus devletçi, tekçi ideolojik ve siyasal temeller üzerinde kurulmuş olan Cumhuriyet’in de karakteri olmuştur. Süryani soykırımı (Seyfo), Mübadeleyle Rumların topraklarından koparılması, bütün halkların asimilasyonu, Varlık Vergisi, Kürt katliamları, 6-7 Eylül pogromu, Maraş, Çorum, Sivas katliamlarından Hrant Dink’in katledilmesine, IŞİD çeteleriyle işbirliğine kadar süregelen bir çizgidir.

Bu çizgidir ki, halkların eşit, özgür ve barış içinde demokratik bir toplum kurmasının önündeki en büyük engeldir. Bu çizgi, hâlâ Türk toplumunun damarlarına şovenizmin “zehirli kan”ını zerk etmeye devam ederek, yurdumuzu her nevi ırkçı, milliyetçi, dinci örgütlenmenin “milli park”ına çevirerek “beka”sını sürdürmektedir. Bu çizgi, “güvenlikçi” “tekçi” politikalar, bugün de tek adam rejimi altında halklarımıza, emekçilere yönelik katliamların tırmanması, azgın sömürü, kadın cinayetleri, Alevi, Hristiyan ve Yahudileri hedef alan hak ihlalleri ve nefretin körüklenmesi, siyasi özgürlüklerin yok edilmesi ve yayılmacı militarizmle süregitmektedir. 

Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı koşullarında gerçekleşen Ermeni Soykırımı, güncel emperyalist rekabet ve savaşlar sürecinde, Anadolu, Mezopotamya ve dünya halklarının asla unutmaması gereken acı bir deneyimdir. Kapitalist-emperyalist hükümetlerin, kendi bekaları için neler yapabileceğini, halkların hiçbir zaman bu hükümetler hakkında naif hayaller kurmaması gerektiğini gösteren bir derstir. Aynı zamanda, halkların kendi öz örgütlenmesinin, öz savunmasının her zaman ne kadar yaşamsal olduğunu gösteren bir deneyimdir.

 Halkların Demokratik Kongresi olarak, Osmanlı-Türk egemen sınıflarının soykırım suçundan yargılanması, Ermeni halkından özür dilenmesi, Anadolu Ermenilerinin yaşayan kuşaklarına koşulsuz olarak geri dönme hakkının tanınması, mal varlıklarının iade edilmesinin sağlanarak, bu kanayan yaranın bir nebze olsun sarılmasından yana olduğumuzu ilan ediyoruz. Özgür, demokratik, kadın özgürlükçü ve ekolojik bir toplum için mücadele eden Kongremiz, halkların barış ve eşit yurttaşlık ilişkisi içinde bir arada yaşamasının yegâne yolunun günümüzü belirleyen tarihsel suçlarla yüzleşmekten ve egemenlerin değil halkların söz sahibi olacağı adil bir çözümden geçtiğine inanmaktadır.

Ermeni ve Süryani Soykırımının 105. yılında bir kez daha ölenlerin önünde saygıyla eğiliyoruz. Ermeni ve Süryani halklarının adalet arayışını sürdüreceğimizi bir daha ifade ediyoruz.  Halklarımızı, yeni katliam ve soykırım girişimlerine karşı öz örgütlenmelerini geliştirmeye çağırıyoruz.