Tsıtsekun*

21.05.2018

   


154. yıl… İnsanlık suçunun adı; Çerkes soykırımı

Çerkesler; eski Rusya ve Avrupa kaynaklı haritalarda -19. yüzyıl dahil- Karadeniz’den Hazar’a Çerkesya olarak isimlendirilen, masalların Kaf dağının kuzeyinde kalan coğrafyanın kadim halkıdır. 

Kadim topraklarında iç dinamikleri ile oluşturdukları yazısız anayasa (Xabze) ile yaşayan Çerkesler, XV. yy’dan itibaren dönemin iki kolonyal gücü Çarlık Rusya’sı ve Osmanlı İmparatorluğu arasında kalır. Hindistan’ı sömürgeleştiren İngiltere de bu coğrafyaya kayıtsız değildi.

“Dünyaya hâkim olmak için İstanbul ve Hindistan’a yakın olmak gerek… Bize Çerkezistan gerekli, Çerkesler değil… Ya tam itaat, ya imha”. Politikasını böyle belirleyen Çarlık;

-İşgal edilen Çerkes köylerine Kazaklar ve Ruslar yerleştirmiş,

-Çerkes köylerinde evleri içindekilerle birlikte yakılmış,

-Ekinler yakılmış, Hayvanlar  telef edilmiş, Ormanlar tahrip edilmiş,

-Karadeniz’de abluka uygulanarak ticaretin engellenmiş, Çerkeslerle gıda ticareti yasaklanmıştır.

Tolstoy "Köylere gece karanlığında dalıvermek adet haline gelmişti. Gecenin kara örtüsü altında Rus askerlerinin ikişer üçer evlere dalmasını izleyen dehşet sahneleri öylesine korkunçtu ki, hiçbir rapor görevlisi olanları aktarmaya cesaret edemezdi." Cümleleriyle yapılan vahşeti doğrulamaktadır.

Puşkin; "Çerkesler bizden nefret ediyor. Çünkü onları özgür yaylalarından attık, köylerini yaktık ve kabileleri toptan yok ettik." der.

Savaşın belli bir evresinde planlanan sürgün uygulaması da soykırımın devamıdır. Çarlık Rusya’sı ve Osmanlı bu konuda uzlaşır.

Sürgün sırasında Çerkesler Karadeniz’in Kafkasya sahilindeki birçok noktada toplandı. Bekleme ve birikim süresince açlık ve salgın hastalıklardan kırım devam etti. Osmanlı’dan gelen tekneler kapasitesinin üzerinde insan alarak yola çıktı. Henüz yolda batan/batırılan tekneler ve yolculuk sürecinde teknelerde yine açlık-salgın hastalıklar nedeniyle ölümler devam etti. Sonra da Karadeniz’in Anadolu sahilleri Çerkes mezarlıklarına ev sahipliği yapmaya başladı. Samsun ve Trabzon’da yaklaşık 50’şer bin insanın öldüğü kayıtlardadır.

Sürgün sonrası tabloyu Prof. Dr. N.A. Smirnov; “Çerkesya’nın yerli halkının neredeyse tamamı Kafkasya dışına atıldı. Üstelik bu vahşet sırasında dağlıların yaklaşık yarısı yaşamını kaybetti. Vatan topraklarında ise Adıgelerin sadece %10’u kaldı” sözleriyle tanımlıyordu.

21 Mayıs, uzun yıllar süren Kafkas-Rus savaşlarında, Çerkeslerin direnişinin kırıldığı gündür.

Çerkesler halkının direnişleri esnasında yaşananların kısa özeti;

-1.5 milyon Çerkesin sürgün edilmesi,

-Yaklaşık 500 bininin sürgün sırasında yitirilmesi,

-Çerkeslerin Natuhay kabilesinin savaşta yok edilmesi,

-Vubıh dilinin kaybolması.

Çerkesler şimdi dünyanın 40 civarındaki ülkesinde dağınık bir halde yaşamlarını sürdürüyor. Vubıh, Abaza ve Adıgelerin Türkiye’deki nüfusu, kadim topraklarında yaşayanlarından çok daha fazla. Halkın iç dinamikleri ile gelişimi kesildi. Özgürce yaşamak, kültürlerini geleceğe taşımak ve insanlığın ortak kültürüne katmak hakları tehdit edildi.

Sürgün sonrası Osmanlı planlı bir iskân politikası uyguladı. Çerkesler İmparatorluğun sorunlu bölgelerine ve potansiyel tehlikelere karşı bariyer oluşturacak şekilde yerleştirildi. Balkanlar'a Müslüman olmayan halkların civarına, Ortadoğu'da Suriye-Ürdün hattına, Anadolu'da Samsun-Hatay hattı üzerine, İstanbul çevresine, Marmara Denizi doğu ve güneyine. Osmanlıda göçmenlik yasası gereği olan askerlik muafiyeti, "Gönüllü Birlikler" oluşturularak aşıldı.

1877-78 Osmanlı-Rus savaşları sonucu Çerkesler Balkanlar ve Kafkasya’dan tekrar sürgün edildiler.

Çerkesler yaşadıkları her yerde; kimliklerini yaşatabilmek, yeniden üretebilmek ve geleceğe taşıyabilmek için demokrasi daha fazla demokrasi mücadelesi saflarında kararlılıkla yerlerini alırken; 19. yy.’da yaşadıkları trajediye yönelik adalet mücadelesinde, 1997 yılında Dünya Çerkes Birliği’nin başvurusu sonucu BM’de Temsil Edilmeyen Halklar ve Uluslar Örgütü’nün (UNPO) aldığı kararın gereğinin yapılması için mücadelesini sürdürüyor:

-Çerkes soykırımının kabulü,

-Çerkeslere sürgün ulus statüsü verilmesi,

-Çerkeslere hem Rusya Federasyonu ve hem de yaşadıkları ülke vatandaşlığı yani çifte vatandaşlık hakkı verilmesi,

-Çerkes halkının tarihsel vatanlarına dönebilme garantisi verilmesi.

Dünya coğrafyasında katliam sürgün soykırım politikalarına maruz bırakılan  halkların varlık mücadelesi; karanlıkta bırakılmaya çalışılan tarihe ve üstü örtülmeye çalışılan hakikatlere ışık olmaya devam ediyor. Tüm bu soykırım ve sürgün esnasında yaşamını yitiren Çerkeşleri saygı ve minnetle anıyoruz. Çerkes halkının mücadelesi mücadelemiz, talepleri taleplerimizdir.

Soykırım insanlık suçudur ve zaman aşımı yoktur!

*Soykırım – Vubıhça