Saray, Toplumun 15 Temmuz'a Karşı Koyuşunu İstismara Kalkışmamalı

17.07.2016

Halkların Demokratik Kongresi Eşsözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Ertuğrul Kürkçü 17 Temmuz 2016'da HDK İstanbul Bürosu'nda 15 Temmuz darbesi ve sonrasına ilişkin olarak görüşlerini basın ve kamuoyuyla paylaştılar.

Başbakan Yıldırım tarafından başlangıçta bir “kalkışma” olarak nitelenen isyanın, bastırılmasının ardından “darbe” olarak nitelenmesi, durumu açıklamaktan çok hükümete “kurtarıcılık” atfetmekle ilgilidir. 15 Temmuz, 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat askeri darbelerinden çok, Albay Talat Aydemir önderliğindeki 21 Mayıs 1963 isyanı türünden bir kalkışmaydı.

15 Temmuz'un yenilmesi, toplumun hükümet önderliğinde gösterdiği “demokratik direniş”ten çok,  kurmay aklından nasipsizliği, maksat ve hedefinin belirsizliği, silahlı kuvvetler komuta hiyerarşisinin ve kıtaların onayından yoksunluğu, hiçbir toplum kesimi ve uluslararası camianın desteğine layık görülmeyişiyle, en başından beri yenilgiye mahkum olmasıyla ilgilidir. 

Olayların gidişi, hükümetin ve Saray'ın olacaklara ilişkin olarak toplumla paylaşmadıkları bir istihbarat ve öngörüye sahip olduklarını, isyanı Cumhurbaşkanı ve diğer hükümet yetkililerini güvenli alanlara çekerek karşılamaya hazırlandıklarını, isyanın bastırılmasını, rakiplerinin tasfiyesi ve Erdoğan'ın “tek liderlik” hamlesi için bir kaldıraç olarak değerlendirmeyi planladıklarını gösteriyor. 

15 Temmuz'un bastırılması, Türkiye'yi bir “darbe”den kurtararak “demokrasi” ve “halk egemenliği”ne iade etmiyor. Türkiye 8 Haziran 2015'ten bu yana Tayyip Erdoğan önderliğinde bir darbe sürecinden geçiyor: 7 Haziran seçim sonuçları geçersiz sayılarak, atanmış Ahmet Davutoğlu hükümeti eliyle Kürt halkına karşı başlatılan savaş ortamında gerçekleştirilen 1 Kasım “silahlı seçimleri”yle darbe sürecinin birinci aşaması geçildikten sonra Davutoğlu kabinesi düşürülerek, hükümetin Binali Yıldırım eliyle Saray'a bağlanmasıyla ikinci aşama tamamlanmıştı. 15 Temmuz isyanı, silahlı Kuvvetler ve Yargı'daki tasfiye operasyonlarıyla Saray darbesinin üçüncü aşamasına geçilirken patlak verdi.  15 Temmuz'un ertesi günü tutuklanan askerlerden çok daha fazla sayıda savcı ve yargıcın tasfiyesi, Saray darbesinin devlette yol açtığı iç çatışmanın derinliğine ilişkin açık bir fikir veriyor.

Saray ve hükümet, politik partilerin ve toplumun bir askeri müdahaleye karşı gösterdiği haklı ve meşru tepkiyi toplumsal uzlaşma ve çözüm yolunda demokratik bir uzlaşı için değerlendirmek yerine istismar ederek, alanları güvenlik güçlerinin eşlik ettiği mezhepçi gösterilerle işgal altına alarak, 15 Temmuz'un yenilgisini bütün rakip ve hasımlarından intikam almak için bir fırsata dönüştürmeye yöneliyor.

  • Hükümet zorunlu askerlik için silah altına alınmış er ve erbaşları, isyan sorumlularından ayırarak derhal serbest bırakmalı, darbe karşıtı gösteriler sırasında linç edilenler için soruşturma başlatmalı ve cezalandırılmalarını sağlamalıdır.
  • Hükümet, yandaşlarının isyancıların eşleri ve yakınlarına yönelik cinsel aşağılama ve saldırı içeren nefret söylemlerine başvurmalarını önlemeli, sorumluları yargıya sevk etmelidir.
  • Kalkışmanın bastırılması ve soruşturulması sırasında hukuk devleti, adil yargılanma hakkı ve suçların ve cezaların şahsiliği ilkesinden ayrılınmamalı ve kolektif cezalandırma anlayışına yönelinmemelidir. Halk yasaların geçmişe yürüyemeyeceği ilkesi konusunda aydınlatılmalı ve “idam” taleplerine anlayış gösterileceği vaatlerine son verilmelidir. 
  • “Darbe karşıtı” gösterilerin AKP’li olmayan yurttaşlara ve onların yaşam alanlarına saldırı fırsatı olarak değerlendirilmesine hiçbir şekilde hoşgörü gösterilmemeli, bu yönde teşvik ve telkinlerden kesinlikle kaçınılmalıdır.

Halkların Demokratik Kongresi, Saray'ı ve hükümeti askeri isyanın bastırılmasını tek adam rejimine geçişe verilen bir onay olarak değerlendirmekten uzak durmaya; halklarımızı Türkiye'yi eşit ve özgür yurttaşların ortak vatanı olarak yeniden kurmak üzere acilen bir demokrasi cephesi inşası için harekete geçmeye çağırıyor.