İşçi havzasına tekstil işçisi aday

11.02.2014
HDP Zeytinburnu Belediye Eşbaşkan adayları Giresunlu ve tekstil emekçisi Filiz Özçakır ve Dersimli, Alevi, hekim Hüseyin Güngör, Türkiye'nin en büyük 3. işçi havzası olan, aynı zamanda renkli dokusuyla öne çıkan Zeytinburnu'nu, halk ile birlikte yönetmeye aday. HDP'li adaylar, 77 millet ve farklı inançlara ev sahipliği yapan ilçeyi, Zeyport gibi rant limanlarının alanı değil, kültür limanı haline getirmek istiyor. "Barış ve kardeşlik kültür mozaiği Zeytinburnu'ndan filizlenecek" diyen adaylar, yeni Davutpaşalar olmaması için de Zeytinburnu halkının oylarını bekliyor.

Zeytinburnu Belediye Eşbaşkanlığı için Halkların Demokratik Partisi'nden aday olan Filiz Özçakır, aslen Giresunlu. Zeytinburnu'nda doğup büyüyen Çakır, 43 yaşında, iki çocuk annesi ve tekstil işçisi.

Diğer eşbaşkan adayı Dr. Hüseyin Güngör ise Dersimli. Evli ve iki çocuk babası Güngör, değişik meslek örgütlerinde, ekoloji örgütlerinde çalışmalar yürütmüş bir siyasetçi.

Uzun yıllardır ezilenlerin kurtuluşu için mücadele eden Filiz Özçakır, yaklaşık 20 yıldır kirli düzene karşı bir ses, çakıl taşı olmak için mücadele ettiğini belirtirken, belediye başkanlığı adaylığını da yine ezilen halklar, emekçiler, ötekileştirilenler, yok sayılanlar için mücadeleye bağladı.

Özçakır, küçük bir azınlığın refah içerisinde, milyonlarca insanın ise yoksulluk içerisinde yaşamasını hazmediğini dile getirerek, adaylığının nedenini şöyle açıkladı: "Bu kötü sistemi ilçemizden başlayarak değiştirmek için aday oldum. Ve daha da önemlisi kadınların yönetimlerde söz sahibi olmasına yerel yönetimden başlamak için... Hep kadının elinin değmesinden bahsedilir. Ben diyorum ki, evet kadının eli değsin. Kadın elinin değdiği her yer güzeldir, ama bir eksik yönü var; kadının aklının da değmesi lazım."

Özçakır, eşbaşkanlık sisteminin yanı sıra kadın meclislerinin, kadınların karar mekanizmalarındaki temsiliyetinin garantisi olacağına işaret ederek, "Kadınlar nasıl yaşamak istiyorsa, rahat edebileceği koşullar neyi gerektiriyorsa bütün kadınlar el ele vererek, aklımızı ve ellerimizi birleştirerek çalışacağız" dedi.

300 bin nüfuslu Zeytinburnu'nda sadece bir tane kadın sığınma evi olduğunu, bunun da "barıştırma" politikası yürüttüğünü anlatan Özçakır, HDP'nin yönetiminde mahallelerde kadın dayanışma evleri ve kreşler açılacağını belirtti.

Hüseyin Güngör ise HDP'nin geneldeki yerel yönetim anlayışını şöyle açıkladı: "İnsanı esas alan, yerelden ve yerinden demokrasi anlayışı ile yerel yöneticilik yapacağız. Sokak-mahalle meclisleriyle ve tüm toplumsal kesimlerin temsil edildiği bir yönetimi benimsiyoruz. İstanbul'un tüm renklerini burada bulmak mümkün. Eski bir yerleşim birimi olduğu için pek çok din, inanç, kültür var. Ama Belediye Meclisi'nde kadın temsiliyeti son derece düşük. Kimliklerin temsiliyeti düşük. 37 belediye meclis üyesinden sadece bir tanesi Kürt. Ama nüfusun yüzde 21'i Kürt. Ya da Arap yoğunluğu var, başka yörelerden gelen insanlar var, söz ve karar sahibi değiller. Mesela bir Roman vatandaşın belediye meclisine girmesini istiyoruz. Mesela engelliler yok. Biz engelli bir belediye meclis üyesinin adaylığı için görüşmeler yapıyoruz. Tüm farklı kesimlerden belediye meclisi oluşturmak istiyoruz. Belediye meclisi bizim dönemimizde bir karar mekanizması değil, insanların taleplerini dikkate alan, bu taleplerin onay makamı gibi işleyecek. 'Zeytinburnu senin, beraber yönetelim' diyoruz."

Halk ile yönetimin aynı zamanda şeffaf bir yerel yönetimi getireceğini ve böylece rüşvet, yalan, talanın engellenmiş olacağını ifade eden Güngör, "Halkımız bu konuda son derece rahatsız. Kapalı kapılar ardında, halkın üzerinde bir belediye yönetimi değil, şeffaf, halk ile birlikte belediye yönetimi konusunda samimiyiz" dedi.

Zeytinburnu'nun temel özelliği, Türkiye'nin 3. büyük işçi havzası olması. Deri ve tekstilin merkezi olan ilçede, 50 bin civarında tekstil atölyesi olduğu tahmin ediliyor. Özelikle merdivenaltı tekstil atölyeleri, tam bir sömürü merkezi.

"Tekstilde sömürünün ne olduğunu kendim bizzat yaşıyorum" diyen Filiz Özçakır, yerel yönetimlerin iş yerlerinin denetimi konusunda çok önemli bir yerde durduğunun altını çizdi. Özçakır, Davutpaşa patlamasını hatırlatarak, Zeytinburnu ilçesine bağlı Davutpaşa'daki bir işhanında bulunan kaçak maytap atölyesinde, bundan 6 yıl önce meydana gelen patlamada 21 kişinin yaşamını yitirdiğini, Zeytinburnu Belediyesi'nin ihmallerinin bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiğini anımsattı.

Özçakır, "Biz belediye yönetimine geldiğimiz zaman iş yerlerinin işçi sağlığına uygun olup olmadığı, kaçak iş yerlerini vs denetleyerek gerekli önlemlerin alınmasını sağlayacağız. Davutpaşa'da suçlular cezalandırılmadı. Katliamın üzeri kapatılmak isteniyor" dedi. Çakır, aynı zamanda HDP'nin, işçilerin hak mücadelesinde her zaman yanında olacağını ekledi.

Filiz Özçakır ve Hüseyin Güngör, ilçenin en temel sorunlarından birisi olarak kentsel dönüşüm projelerini görüyor. Kilometre başına düşen kişi sayısının 25 bini bulduğu, daracık sokaklarda yan yana yüksek apartmanlarla beton yığınına dönüşmüş ilçenin deprem bölgesinde olduğunun altını çizen Çakır, binaların dayanıklı hale getirilmesine ihtiyaç olduğunu belirtti. Ancak AKP'nin kentsel dönüşüm değil rantsal dönüşüm uyguladığının altını çizen Çakır, 80-120 bin TL'ye alınan evlerin yıkılarak yerine 450 bin TL'lik evler yapıldığına dikkat çekti. Çakır, yoksul halkın bu parayı ödeyemediği için başka yerlere gitmek zorunda kaldığını anlattı.

"HDP'nin çözümü ne" sorusuna ise Hüseyin Güngör, yanıt verdi: "Ranta dayalı bir kentsel dönüşüm değil, insan odaklı, bilimi, estetiği esas alan bir yapılaşma sürecine girmesi gerekiyor. Ama tabi bu yapılaşma sürecini sosyal konut projesi olarak düşünüyoruz. İnsanları evinden barkından ederek değil, daha insani, yaşanabilir konut yapmak mümkün. Belediyenin maddi kaynakları da son derece fazla."

Güngör, Zeytinburnu'nda hiç yeşil alan olmadığını da belirterek, deprem anında insanların toplanabileceği bir alan dahi olmadığına dikkat çekti. Yeşil alan konusuna çok önem verdiklerini dile getirdi.

HDP'li adaylar için diğer önemli nokta Zeytinburnu'nun kozmopolit yapısı. Özçakır, "İstanbul nasıl Türkiye'nin aynası ise, 81 ilden, her milletten, her inançtan insanlar yaşıyorsa, Zeytinburnu da İstanbul'un aynası. Bizim için önemli olan tüm halkların, tüm inançların kendi kültürleriyle, örf adetleriyle yaşama koşullarının oluşturulması. Yani, Zeytinburnu bir kültür limanı olacak" derken, Hüseyin Güngör, "Barış ve kardeşlik mozaiği Zeytinburnu'ndan filizlenecek" diye ekledi.

Öte yandan, "kültür limanı"nın Zeyport'a karşı geliştirilmiş bir düşünce olduğuna da işaret eden Hüseyin Güngör, Türkiye'nin en büyük kruvaziyer yat limanı olarak planlanan Zeyport'a ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Zeyport'un ilçe ekonomisine katkı sağlayacağı iddiasının gerçek olmadığını belirten Güngör, çevresinde lüks mağazalar olacağı için, teknesi ya da otomobili ile gelen insanların alışverişini ilçeden değil, bu lüks mağazalardan yapacağını belirtti. Güngör, bu tür projelerin başta ekonomi olmak üzere tüm değerlere zarar verdiğinin altını çizdi.

Bu arada, esnafın sorunlarına da değinen Güngör, şöyle dedi: "Büyük AVM'ler esnafı zor durumda bırakıyor. 58. bulvar trafiğe kapatılarak estetik güzel bir yere dönüştürülebilir. Esnafı da canlandıracaktır. Zeytinburnu esnafı ile yaşayacak diyoruz."

Güngör, ilçedeki diğer sorunları ve planlarını ise şöyle açıkladı:

"İlçe halkının gelir seviyesi çok düşük. İnsanlar son derece yoksul. Sokakta kalmak zorunda olan çocuklarla ilgili koruyucu, rehabilite merkezleri yapılması mümkün. Kültür ve sanat merkezleri, yoksul çocuklar için çok dilli eğitim destek evlerinin kurulması imkanı var. Yine her mahallede çocuklar için çok dilli kreşler olması gerekiyor.

Ucuz ve nitelikli sağlık hizmeti verilen belediye sağlık tesisleri kurulabilir.

Madde bağımlılığı oldukça yüksek. Yanı sıra deri atölyelerinde kullanılan kimyasallardan etkilenen ciddi oranda işçi emekçi kesimi var. Rehabilitasyon merkezi olması gerekiyor.

Yeraltı parkları yapılabilir. Bazı sokakların aydınlatılması gerekiyor.

Hayvanları katleden bir belediye değil, hayvanları koruyan bir belediye diyoruz.

Zeytinburnu'nda kaldırım kenarlarından katkı payı olarak adledilen fazlaca para alınıyor. Yol düzenlemesi yaptığında yaptığında yüzde 2'yi geçmemesi gerekirken, çok üzerinde rayiç bedeller üzerinden para alınıyor. Halkımız mağdur ve şikayetçi. Bunun kabul edilebilir ölçüye çekilmesi lazım."

Hüseyin Güngör, son olarak ise şunları ifade etti: "Bu medyanın, egemenlerin anlattıklarıyla değil, yazdıklarımıza, çizdiklerimize, dile getirdiklerimize bakmaları gerekiyor. Gerçekten farklıyız. Tüm halkımızla birlikte güzel bir gelecek kurabiliriz. Buradan başlayarak İstanbul'a, İstanbul'dan başlayarak tüm Türkiye'ye, Türkiye'den başlayarak tüm dünyaya barış ve kardeşleşme için Zeytinburnu örnek olabilir. Buna uygun bir coğrafyadır. Halkımız bize güvensin. İki eşbaşkan var. Biri Kürt Alevi erkek, biri Türk Sünni kadın. Yani pek çok kimlikleri temsil ediyoruz. Barış ve kardeşleşmenin kazanacağına inanıyorum."

11.02.2014