Denizler’in çağrısı özgürlüğe giden yolu göstermeye devam ediyor

06.05.2016

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı, devlet eliyle katledilişlerinin yıldönümünde, 44 yıldır kuşaktan kuşağa aktarıldıkça çoğalan sevgi ve hiç dinmeyen bir acıyla anıyoruz.

Denizler 12 Mart 1971 askeri darbe ikliminde Türk sağının bütün güçlerinin devrimci harekete yönelik silahlı kurumsal saldırısı koşullarında idam edildiler. Hiçbir yasal ve hukuksal dayanağı olmayan askeri mahkeme kararlarını yürürlüğe sokan, kendi meşruiyetini yerle bir eden askeri darbe eliyle devrimci hareketten intikam için el kaldıran bir parlamentonun kararıyla hayatlarına son verildi. Ama ölen onlar olmadı, 6 Mayıs 1972 Türk siyasi rejiminin uzun ve ağır ölümünün başlangıcı olurken, Denizler her 6 Mayıs’ta yeniden doğdular. Doğanın her uyanışı, her Hıdırellez, Türkiye halklarının hafızasında bu yiğit devrimcilerin anısını yeniden yeniden diriltiyor.

Denizler, kendileri gibi onbinlerce gencin, 1968’in büyük devrimci dalgası içinde halkların hakları ve özgürlüğü için, yoksulluk ve sömürüye karşı ayaklanan öğrencilerin başında yürüdüler. Büyük işçi hareketlerinin, köylülerin toprak ve ekmek kavgasının içinden çıkıp geldiler, evrensel bir adalet ve özgürlük arayışının diliyle konuştular, geleceğin üretici insanlığın eseri olacağına büyük bir güven beslediler. Deniz’in de, Yusuf’un da, Hüseyin’in de son sözlerini işçilere ve köylülere yöneltmeleri sadece bir idealin dile getirilmesinden ibaret değildi, gerçek bir ilişkinin eseriydi.

Deniz’in Ankara Merkez Kapalı Cezaevi avlusundan yankılanan son haykırışı, temel toplumsal çelişkiler çözülmedikçe hep geçerli kalacak bir program hedefini olduğu kadar, insanın özgürlüğüne yol gösteren bir felsefi bağlanışı da günümüze taşıdığı için onlar hep canlı, hep haklı ve hep genç kalmaya devam ediyorlar: 


"Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler!”

Denizler’in dar ulusal kalıplara sığmayan atılımı onları sonraki kuşaklara, yalnızca batının devrimci hareketlerine değil, Kürdistan’ın özgürlükçü gençliğine de bağlıyor. Onlar, aramızdan ayrıldıkları günden beri yalnızca bir siyasi tutumun değil aynı zamanda bir ahlaki tavrın da örneği olarak binlerce gence yol göstermeye devam ediyor. Özgürlüğe giden bir yol arayan herkes 44 yıl sonra da Deniz’in haykırışına kulak kabartmayı, Yusuf ve Hüseyin’in ayak izlerini takip etmeyi sürdürüyor.

Halkların Demokratik Kongresi, 1968’in devrimci gençlik hareketini de, 1971 devrimci hareketini de kendisini izleyen bütün devrimci, özgürlükçü hareketlerin esin kaynağı ve ortak mirası olarak benimsiyor. 

Halkların Demokratik Kongresi, Denizler’in çağrısını, Ege kıyılarından, Kürdistan’ın kuşatılmış kentlerine, büyük kentlerin varoşlarından Anadolu’nun talan edilen kırlarına, okullara, fabrikalara, halklarımızın mücadelesinin nefes aldığı her yere taşımaya kararlıdır.

6 Mayıs 2016

Halkların Demokratik Kongresi Eşsözcüleri

Gülistan Kılıç Koçyiğit-Ertuğrul Kürkçü